Kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kahve: Ve Final! 🎉

Vay be blog!

Geldik final gününe. Hiç unutmam, şu sandalyede tatlı bir sonbahar gününde, çay koymuş içiyordum, 'neden olmasın?' demiştim. Ve olaylar gelişmişti.

Aslında sıradan bir 'hedefler listesi' olayından farksız değildi. Bazı planların vardır ve bir türlü kendini ciddiye alıp gerçekleştirmiyorsundur. Zaman elinde esnek bir kavramdır zannedersin. Bugünün sihrini görmezden gelirsin. Biraz kendime anarşist, kadere devrimci, şu ana 'hadici' bir tavırla, sıvadım kolları ve kendime 100 gün belirledim. Dedim ki, bu süreyi sana son kez hediye ediyorum. Yap yapabildiğini bakalım. Projenin çıkışı böyleydi.

Sonra diğer yazarlar katıldı. İçimdeki heyecan daha da büyüdü. Çünkü hepimiz belki hayatın farklı bölümlerindeydik ama içimizdeki 'daha fazla çaba' düğmesini çevirmeye ihtiyaç duyuyorduk. Belki bazı şeyleri gerçekleştirmenin tam zamanıydı, belki de onlardan kurtulmanın! 

Her zaman her ne konuda olursa olsun, inandığım bir şey var. Olmuyorsa ya zamanı değildir ya da yeterince istememişsindir. 100 günde de filmin sonunu sersemlikle öğrenmişimcesine anladığım bazı gerçekler işte bu titreşimin sırları:

👉'Bugün' çok ateşli bir kelime. Ne verirsen, hemen seni ödüllendiriyor. Zaman diliminde en bereketli an.

👉Zamansızlık diye bir şey yok. Zaman sandığımızdan daha çok. Bazen onu mayalayıp çoğaltabiliyoruz ya da kurutabiliyoruz.

👉Az, hiçten iyidir. Tam olmasına hiçbir zaman gerek yok. Mükemmel olmak aslında budur.

👉Bazı şeyler, bazen aşırı karmaşık ve zor görünebilir. O zaman eylemleri değil, kafasını ertele. O problemleri çözmenin bir kafası gelecek, sakin ol. Karmaşık ve zor diye bir şey aslında yok.

👉Not al, ajanda tut, kayıt al. Evet, bu projenin bir amacı listelerden kurtulmaktı ama maalesef benim için çok ütopik. Ne zamanki günden, haftadan, zihnimden notlar tutsam daha iyi oldum ben. Kaldı ki daha 2018 bitmeden, 2019 hedeflerini YENİ AJANDAMA yazan da benim. Kısacası, not almak beni suluyor.

👉 Projede gerçekleştirebildiklerim var, imha ettiklerim. İkisinin belirleyiciliği genelde yaşamımda 'işlevsel' oluşuyla alakalıymış. Yani ben yaşamın genelinde kullanabildiğim eylemleri alışkanlığa dönüştürebilirken, 'ideal hayat' tanımına uyanları istikrarlı olarak kullanamıyormuşum.

Örnek, karikatür çalışması yapmak. Kimseye göstermiyorum, paraya çevirmiyorum, bir derdimi anlatmak için araç yapmıyorum. Yani kullanamıyorum. Dolayısıyla ona doğru çekilmiyorum.

Aynı şekilde erken uyumak. Her ne kadar erken uyumak konusunda yeni stratejiler geliştirmiş olsam da(hala vazgeçmiyor) bugüne kadar olamamasının nedeni onu işlevsel olarak kullanamıyor oluşum. Yani erken yatma isteğimin nedeni erken uyanmak. Erken uyanıp yapabileceklerimi gün içinde yapabileceğim vakti bulduğum için işlevselliği yok. O yüzden erken uyumaya doğru çekilmedim hiç. Bazen çok fazla iş varsa filan ikna oldum erken uyumaya. Neyse, şimdi erken uyumayı farklı bir stratejiyle hayatıma sokmaya çalışacağım, bakalım. (hala çöpe gönderemediğim tek başarısız depo ürünüm)

Sosyal medyayı günün ilk yarısı kurcalamadığımda günü çok verimli geçirdiğim bilgisi sayesinde, sosyal medyayla ilgili hedefimi çıkarcı bir şekilde uygulayabildim mesela. Eğer günün ilk yarısında haşır neşir oluyorsam, hakikaten verimsiz oluyor gün. Bu bilgi de bana sosyal medya kullanımımla ilgili hedefimi işlevsel hale getirebildiğimi söylüyor yani. Toparlarsak, hangi hedefleri uygulayabiliyorum? Elbette işlevselleri. Ona göre listeler oluşturmam gerekiyor yani. 

Bu projenin bana kattığı en güzel bölüm buydu işte bloggiller: Yani gerçekçilik. Gerçekçi şekilde kendimle yüzleştim!

Şimdi, ben ve sahici isteklerim 2019'a girmeye hazırız. İşlevsel olarak işime en çok yarayan hedeflerde sınırları zorlamak, diğerlerinin de yüzüne bile bakmamak yeni kararım. Vallahi büyük rahatlık.

Bu bloğa yorumlarıyla destek katan, tüm yazar arkadaşların davasını kendi davası yapan gıymetli okurlara kendi adıma çok minnet borçluyum. Çünkü epey kafa ziktik. Öyle ki kişisel gelişim evreninin belki de en kişisel olayı, kişilerin hedef listeleridir. Teker teker bunlara maruz kalmayı bırak, bunları başaramamayı okudunuz. Başardığımız iki adımlık mesafelerde, boş boş sevinçlenmelere şahit oldunuz. Kişi için büyük, dünya için güççük adımlardı hepsi ne de olsa. Yine de her haliyle paylaşmak güzel tabi.

Bence dünyanın her geçen gün dört nala koştuğu bir çağda, kendi bireysel 'daha fazla çabalama' düğmemizi el yordamıyla bulup, onu uygun yöne doğru kullanabilme hasretimiz, çok güzel- değerli. Umarım bu hep olur. Yarın yılbaşı. Yılbaşı yemeği olarak ev yapımı pizza yapıcaz. Ki onun bile hamuru önceki denemelerimize kıyasla 'daha fazla çabalı' olacak. Çünkü bugün oturduk, epey çalıştık. Yani umarım afiyetle çok şahane bir ev yapımı pizza yiycez.

Onu diyorum işte, çabayı her türlü hak ediyoruz. Her günümüz bunu hak ediyor. Daha fazla çabayla güzel şeyler oluyor. Olacak!

Herkese iyi bir yıl dilerim. 





N
ot: Ben final günümü 30 Aralık Pazar olarak belirlemiştim. Yarın yılın son günü, serbest ders olarak belledim :D

Share:
Devamı

Kahve: Geri Sayım, 5 Gün.


Bu hafta spor yapamadım, davul çalışamadım ve dükkanı genişletmek babında eylemlerime ara verdim çünkü yılın son haftası!

Geçenlerde buralara yazdım. Ama sonra bir teknik sıkıntı sebebiyle yazdıklarım gitti.

Biraz ileri sararak yeniden anlatayım. Bizim yılın son haftası hayatımız genelde yoğun. Çünkü veledin doğum günü (okul zorunlu partisi), yılbaşı ön kutlamaları, yılbaşı gecesi için hediye alışverişleri, yılbaşı batıl inancına göre dört dörtlük temizlenmesi gereken ev, dirlikler düzenler ve ajandalarda organize edilen yeni sene faaliyet planı.

Vıyh! Fakat son günlerin en şeker olayı neydi? Pazar günü gerçekleşen çocuk buluşmasına (18 çocuk) hep yapmak isteyip beceremediğim bisküvi kurabiyelerden yapıp götürebilmek oldu. Bu kez ayarı tutturdum ve gerçekten tam çizgi filmlerdeki formda oldu. Kalpli yapmıştım ve inanın gelen onca atıştırmalık içerisinde en çok benimkilerden istedi minikler. Çocukların kalpli kurabiyeye özel ilgisi var. Şimdi sırada veledin doğum günü için yine 18 çocuğa hazırlanıp kuşanmak  var, haydi heyırlısı!

Depoları eritme fikri gerçekten harikaymış blog. Bana şu hissi geçirdi: Bir şeylere karar verip, uygulayabiliyorum! Ben bir sistem kurabiliyorum! Bir şeyleri gerçekleştirebiliyorum! Hani şey gibi... İlk kez kek yapmayı öğrenirsiniz (bu aralar örnekler hep bu tip, malum yaklaşan parti stresi) ve başarabildiğinizi görünce, 'aa ben bunun çikolatalısını da yaparım, hatta dur limonlusunu bile kıvırırım be!' şeklinde coşkulanırsınız ya, onun gibi. Depoya koy, sistem kur ve işlet! Olsun sana yeni zihin yeni gündem.

Benim de öyle oldu. Bir liste yaptım ve peşine takılıp bugüne geldim. Hayatımda devrim değişikliği olmadı ama içsel duygu durumumda renklerim parlamadı mı? Parladı anasını satayım. Oturup kara kara düşündüklerim, hiçbir şey değilmiş mesela, onu anladım.

Bu depo projesini şöyle düşününce çok heyecanlı geliyor. Kendine 100 gün verdin ve epeydir üzerine ağırlık bırakan işleri yapmaya kolları sıvadın. Şimdi daha uzun sürede, için rahat rahat yeni görevlerine odaklanabilirsin. Hem de üzerinde ağırlık hissetmeden!

Birkaç gün sonra yeni seneye giriyoruz. Önceki yazımda yeni yıl hedeflerimi yazmıştım. Şimdi de kendime şunu not düşüyorum:

Bunları yaparken yetişmek için yapma. Kendine deadline koyma. Kana kana yap, seve seve yap, bir yere varmak için yapma- orda olmayı sevdiğin için yap. Bu sene çok çalışmam gerekecek. Bunu çok severek yapacağım! Başka da bir amacım yok.

kaç gün kaldı, du bakayım.. mmm.. 


Share:
Devamı

Kahve: Depolar Bitmeden, Yeni Sene Hedefleri!



Son yazıda, yorumlara dönüş yapamadım ama sanırım yeni listelerimi yazsam, fena olmayacak! Öncelikle kendi adıma şunu belirteyim- buradaki yazar olan diğer arkadaşlarla hiç konuşmadık bu konuda- ben bu bloğun 2018'in son gününde görevini tamamlayacağına inanıyorum. Yani, devam etmesinden yana değilim. Ayrıca kapatmaya da gerek yok. Hepimizin ortak anısı olur. Fakat, farklı bir fikri olan varsa, beri gelsin - konuşalım derim.

Gelelim bu bloğun konusu olmayan, hatta ve hatta bu mecrayı hiç ilgilendirmeyen yeni 2019 hedeflerime. Fakat onu gel de bana sor. Çoktan altyapıya başladım bile!

Evet yeni listelerr… Gidip bir koşu alınmış, yakışıklı bir ajandaya kaydedilmiş ve haftalık olarak görev dağılımı yapılmış olan yeni ağız sulandırıcılar. Nerden çıktı bu yeniler? Tabi ki eskilerden çıktı. Hedefler hedefi doğurdu. Ne sandın Kahvecim? İki pilates yaptın, iki paragraf İngilizce okudun diye kendinden emin olacağını mı? Yemezler! Hayat öyle kolay peşini bırakmıyor insan kişisinin.

Aslında yeni senenin görev dağılımı oldukça sade. Kendime Öğrenen Anne'nin 4 kollu terazisinden esinlenerek 5 başlıklı bir sistem kurdum.

  1. SAĞLIK
  2. İŞ 
  3. SANAT (böyle dediğime bakma, pasif kısmından katılıyorum ben)
  4. MANEVİYAT
  5. AİLE/ARKADAŞLAR
Sağlık başlığına bakalım. Spor yap, sağlıklı beslen gibi hantal maddeler yok neyse ki- bir gıdım yol alabilmişim, şükürs. Onun yerine, çalışmak istediğim günlerin haftalık planı var. Kaslarımda esnekliği artırmak (yılların hamallığı) ve kas hacmini büyütmek (çünkü tipim aşırı kuru) konulu farklı çalışmalar yapıyorum. Ve 2019'da da büyük atraksiyonlara girmeden, minik minik sırf altyapı oluşturmaya devam. Çünkü yaklaşık 5 senedir yastığım ben. Ve şu son haftalarda yaptığım iddiasız spor bana nasıl iyi geldi ah. Arka bacak kaslarımın, belimin dili olsa da konuşsa. Hedef diri vücut değil. Hedef tutulmayan vücut. Kısacası 2019 listesinin ilk maddesi İSTİKRARLI iddiasız sporu sürdürmek! Beslenme konusunda ise en ufak bir karar bile almıyorum çünkü o konuyu kapattım ya. Kötüleri iyilerle değiştirdim, meseleyi söndürdüm. Bitti. Kaçamaklara açık mıyım? Evet! Arada pis gıda olur tarzı bir motto bana uygun mu? Gayet tabi. Genel itibariyle (gel şuna yüzde 80 diyelim, adını koyalım) temiz miyiz? Yaani. Okey o halde.

İşe gelince, yine depomdaki ürünlerden 'kazancını artır' maddesinin geliştirilmiş hali ile karşındayım. Dijital pazarlama konusunda 'fikri olan' kişiden 'bilir-kişi' seviyesine yükselmek. Benim gibi firmalara içerik hizmeti sağlayan biri için epey keyifli bir alan. Aslında bilmediğim işler değil ama tüm sorumluluğu alacak kadar işi derinleştirmeye ilk kez cesaretim var! Önceden sadece fikrimin olması bana yetiyordu. Gerçi ülkemizde sadece fikri olması yetiyor insanların belirli alanlarda para kazanmaları için (laf sokmalı analiz) Bu da 2019 listelerinde ikinci madde. Ve! Depolardaki iş maddesini itekleyince gündeme girdi. İlginç değil mi? Laf lafı açmış gibi.

Sanatı atlayıp maneviyata geçiyorum. Maneviyat aslında, herhangi bir şey yapma maddesi değil 'yapmama' maddesi. Benim maneviyat dediğim; özsaygım, iç huzurum, özgüvenim gibi tam merkezimi etkileyen hallerle ilgili. Mesela sosyal medyada birilerini stalklamak çok düşürüyor maneviyatımı. Ya da insanların çoğunlukla kötü özelliklerini görmek (insanlarda sadece iyi özellikleri görmek gibi bir şeyi gereksiz buluyorum gerçi ama daha çok kötü tarafları görmek?)… Aklımdan geçen yorumu rahatça yapabilmek, dilimin ucuna gelen şakanın çıkmasına izin vermek... Nasıl desem. Maneviyat, kendimde kalmak- merkezimi korumak gibi bir şey. Önce ben içimde yaşamsal elektriği hissedeceğim ki canla başla öreceğim hayatı. He bir de sade ev yaşamı diye bir madde de var maneviyatta. Başlıklar tamamen bana özel, dediğim gibi. Maneviyatıma iyi gelen şeylerden biri de, sade- temiz ev. İşimi de, keyfimi de, iç huzurumu da yüzde 90 oranında etkiliyor. Bunu analiz ettim. Düzenlilik değil, sadelik ve temizlik. O da listemde. 

Aile / arkadaşlar başlığında da yine bir şey yapmıycam. Son haftalarda kurduğum 'akışta' kalmaya devam. Oynayalım mı anne? Evet oynayalım. Sevişelim mi gız? Hay hay : ) Akşam bize gelsenize, komşu? Tamam, gelelim. Sadece gerçek sebeplerim olursa, durum değişir. Ama bahanelerle insan reddetmek, bir çeşit 'erteleme' hastalığı aslında. Tarihlerden bir tarih yaparız nasıl olsa... günlerden bir gün. Gelecekte herhangi bir an? O gün gelmiyor, hepimiz biliyoruz değil mi? (tabi yapmaktan çok zevk aldığım eylemler için geçerli bu, her şeye de 'eyvallah' diyecek değilim)

Şimdi. İşin en güzel yanına gelelim. Buraya kadar yazdığım 4 başlıkta da ben zaten eylem halindeyim. Yani, bunlar plan değil. Akışım içerisinde olan / gerçekleşen şeyler. 2019'da da devam ettirmeyi ve neye dönüşeceğini izlemeyi istiyorum. İlk kez, gerçekçi hedefler koyuyorum kendime belki de, ayakları yere basan türden.

Fakaaat çılgın bir şeyler yok mu? Hiç olmaz mı! Sanat başlığı <3

Sanat başlığında,  hayatımda yeni bir şey var. Şimdilik çok çok yeni. Sanat denemez ama sanata çok yakın hissettiriyor. Yani müziğe! Bateri öğrenmeye başladım! Eve aldık bu hafta. Koyduk salonun baş köşesine <3 Ve nasıl leziz bir şey sana anlatamam. Hayale gel! Rock davulcusu olmak. Sahneye filan çıkmak. Rap ya da pop davulcusu olsam, o da güzel gerçi ehehe. Bu hafta ritm konusunda testten de bileğimin guvvetiynen geçtim. Volkan, kıvırırsın bu işi dedi. Temel birkaç ritm gösterdi, zorlanmadan çıkardım ve dehşet zevkli bir şey blog. Tipimde gevrek gevrek mutluluk var! Sanki yüzük takmışız müzikle, öyle bir güzellik. İşte bu da en bomba 2019 hedefim: İnsan içine çıkacak kadar davul çalabilmek! 

Ben davulun başında ördeğe benzediğim için şimdilik temsili görselle idare edin!

İşte benim 2019'a yaptığım hazırlık bu. Belirlediğim 5 önemli başlığı yılın ilk 6 ayı, bir haftaya dengeli biçimde serpiştirmek ve neler olacağını izlemek. Tabi her başlığın altında başka ayrıntılar da var. Hepsinin kocabaşlarını özetledim buradan. Aslında erken oldu bu yazı... Yorumlarda sorulunca, gaza geldim. Ne de olsa depolarda yapılmayı bekleyen son dakika gollerim var. Daha hesabı kapatmadık 2018!


Share:
Devamı

Kahve: Geri Sayım, 2 Hafta- Tükürdüğünü Yalamak


Canlaaaar! (gündemden düşmüş ünlü instoş ağzıyla)

Galiba, sanırsam- depolar projemi çürütecek bir gelişmeyle karşınızdayım!

Bu projenin amacı 100 gün içerisinde uzun zamandır birikmiş 'yapsan iyi olur, yapmalısın, yapmak zorundasın' işlerimi toplayıp eritmekti. Ek olarak bitirebildiklerimin gönül rahatlığı, bitiremediklerimin de 'boşver gitsin' hafifliğiyle, yeni seneye tamamen özgür girebilmekti. Yeni seneye 2 hafta kala, bil bakalım ne oldu?

Evet bazılarınız tahmin etti bile! Yeni seneye girerken, kalbimde içimde beynimde yeni yeni listeler, maddeler çiçeklendi. Ve bir mutluluk sormayın gitsin! Sanki o listesizlik aforizmaları osuran ben değildim, sanki özgürlük nağralarını hiç atmadım ve 2019'da bir tanecik bile görevim olmasın diye kolları sıvamadım!

Sanki aşka tövbe etmiş de, sonra dayanamayıp yeni flört bulmuş biri gibiyim! Yaptığım listeler çok tatlı ama blogcuğum! Yeni taze gelen ürünler, birbirinden güzel. Ve çok anlamlı.

Kızmazsan, ben buradaki depolarımla son hesapları kapatıp, yeni gıcır gıcır listelerime geçeceğim 2019'da.

Bu kez taze bitsin istiyorum tabi ki ürünler. Hiç stokta birikmesin. Günü gününe, anı çoğaltsın zenginleştirsin.

Bir sonraki yazım son 2 haftamda yaptıklarımı konu alacak. Sevgiler.



Share:
Devamı

Kahve: Geri Sayım, 20 Gün (Arkadaşlar İyidir)



İlginç bir şey daha giriverdi son günlerde depoma. O da olumsuz düşünce kalıplarımla ilgili maddenin alt başlığı sayılabilir.

Korkusuzca sosyalleşmek.

Öhm. Şöyle, ben sosyalleşmek için tüm şartların mükemmel olmasını bekleyen biriyim
 son 5 senedir. Yani oğlum hayatımıza girdiğinden beri. Son günlerde zinciri kırdım blog. Cesaret ettim ve insanlara tekliflerde bulunmaya başladım.

Geçen hafta 2 ayrı akşam yemekli misafir ağırladım (ev dört dörtlük temiz değildi üstelik)Yemekli ağırlama diyince gözümde hiç büyütmedim ve basit, zevkli şeyler hazırladım. Bu hafta da bir tane yemekli misafirim olacak. Çocuklar oynayacak, biz bir şeyler içerek sohbet edeceğiz. Sonra ev korkunç dağılacak ama nedense bu bana hiç batmayacak!

Bunun dışında bir de hiç yapmadığım, bir fantezi gibi olan o şeyi yaptım. Doğu'nun sınıfından bir arkadaşını + ailesini bize HAFTA SONU davet ettim. Hafta sonu kısmı mühim, çünkü hiçbir zaman birilerinin cumartesi planı olmak istemedim. Ya da kimseye cumartesimi vermek istemedim. Çünkü rahat olmak, salaş olmak, hazırlık yapmamak, kasmamak gibi türlü türlü fani nedenler. Resmen camışlık, davarlık diyorum şu an bu tavrıma. Çocuklar oynadı, biz de yaşıtım/ hoş sohbet yeni arkadaşımla inanılmaz bir 3 saat yaşadık. Çünkü aşırı ortak konu başlıkları. Atıştırmalık ne vericem kısmını kafaya takıyordum; basit bir kurabiye yaptım, simit-peynir, meyveler koydum sehpaya. Herkes kendi tabağını hazırladı. Yanına da çay. Çocuklara havuç suyu. Bitti gitti. Cebimde çok tatlı bir hatıra kaldı.

Bir de benim için gerçekten zor başka bir şey daha yaptım. Birine çok hassas bir konuda telefon açtım. Normalde sadece mesaj bırakırdım. Ama bu kez aramak istedim. Ve gerçekten de nispeten organik olan bu iletişim şekli, kesinlikle söz konusu hassas mevzuda karşı tarafa iyi geldi. İletişimimiz gerçekti.

Ve bugün, yine Doğu'nun bir arkadaşının EVİNE geçmiş olsun ziyaretine gideceğiz. Doğu'nun okuldan arkadaşı basit bir operasyon geçirdi. Ona minik bir hediye alıp gitme fikri, kulağa hoş geliyor evet ama ben bunu yapabilecek biri değildim blog. Çekinmek var, yol yordam bilmemek var, hele ki ev ortamı yani, rahatsız eder miyim düşüncesi var. Zincirleri kırmak derken, hiç abartmıyorum, bu benim senaryomda kırılma noktam. 

Ha son olarak, bu hafta bir de organizasyon planladım ben. Grup olarak planlanan bir etkinlikle ilgili çözümsüz kaldığımız bir noktada, ben adımlar atıp işi bağladım. Herkes emeklerim için teşekkür etti ayrı ayrı. Aslında emek de vermedim pek ama tamamen üstlendim, sorumluluk aldım. Bunlar son 5 senedir, kendimde görmeyi unuttuğum tarz hareketler. Alkışlar bana.

Kaplumbağa gibi saklanarak yaşamışım. Kapatmışım kendimi, neden bilmiyorum. Belki ileride nedenlerini anlarım. Çünkü ben minicik çocukluğumdan, iri yetişkinliğime (doğuma kadar) olan episode'larda hep sosyal, kalabalık çevresi olan ve rahat biriydim. Sonra ne oldu? Evime, her şey kusursuz olmadan insan çağırmayan veya bizde her şey yolunda olmadan kimseyle görüşmeyen biri ne zaman oldum?

Yeni sene için kendime bir hediye paketi daha vermiş sayıyorum kendimi. Üzerimdeki tozu atıp, içimdeki özgün kadını yeniden bulma zamanı!

Not: Sanmayın ki depomla ilgili tüm çalışmalar senkronize biçimde iyi gidiyor. Bazen biri öne çıkıyor, gündem oluyor. Diğerleri standart bir seviyede kalıyor. 


Share:
Devamı

Kahve: Geri Sayım, 26 Gün.

Son yazdığımdan beri, toparladım yeniden kaportayı. Bir kere regl bitti, üzerimizden kara bulutlar geçip, yerini dingin güneşli bir gökyüzüne bıraktı.

Bir de son yazıma gelen yorumlar (Gece, Joe, Öğrenen Anne) için çok teşekkür ederim. Gündemime kafa yormakla kalmıyor, bir de olumlu yönlendirmeler yapılıyor. Ne şanslıyım. Biz o gün toplantıyı yaptık, bana bir rota belirledik. Şimdi o rota gereğince, ne zamandır yapmak istediğim teknik bir eklentiyi yapmaktayım, işsel performansıma. O sayede de yeni avlara çıkacağım (LinkedIn kesinlikle iyi fikirdi GeCe) Şu an keyifli bir süreçten geçiyorum anlayacağın.

Bunun dışında, depolarla ilgili çalışmalarım sanki çaba halini geçti, alışma evresine girdi. Kaptıklarımı kaptım, kapamadıklarım başka bir evrene doğru yüzüyor sanki boşlukta. Düzenli şekilde hareket, bedenimin teşekkürünü duyduğum bir beslenme şekli, İngilizce okumalardan öcü gibi korkmamak- hayatımın içerisinde var etmek, işsel planlarımı yavaştan gerçekleştirmek. Yeni seneyi bu haliyle bile karşılamak, bende mutlu olma sebebi. Bu kadarlık bir depo boşaltımı bile nefes aldırdı bana. Ne nefes aldırması, kendime 'yeni bir ben' lazımdı, o gelmiş gibi oldu. Ve bunu hissetmek hiç zor bir şey değilmiş. Bir sürü alışverişe - bakımlara, kökten / büyük ve sürprizli bir olayın olmasını beklemeye gerek olmaksızın, kendiliğinden sadelikle olabilen bir şeymiş. Hayatın içinde birkaç basit düzeltme.

Neyse yine de kalan son günlerde, kaşınmaya devam. Daha 2018'i elden çıkarmadan satmak istediğim birkaç tane daha ürünüm var. Mesela ev ve dijital işlerde depo eritme var... Bir de diş şeysim var. Doğu ile ilgili bir şeyler var. Bayadır ertelenen küçük ürünler olarak, bekleyenler.

Fakat yılın bu vakitleri ne keyifli değil mi? İnsanda yeni fikirler, umutlar, planlar, heyecanlar oluşuyor. Bir senenin bitişi, çok anlam taşıyor. Hepimizin yeni bir sayfa açmaya hevesimizin olması ne hoş, ne çocuk coşkusu!

İster henüz depondakilerle yüzleşmemiş ol, ister hepsini temizlemiş ol. Yeni sene herkese iyi gelecek. Çünkü yeni!

hooop

Share:
Devamı

Kahve: Geri Sayım, 32 Gün (Sinir Bozucu Yüzleşme)


5 yıldızlı 5 haftaya girişim oldukça vasat oldu.

(Şu yukarıdaki cümlenin üzerine bir öğle yemeği ve adaçayı + meyve saati geçti)

Bu haftaya bir öfke topu şeklinde başladım. Öfkem, mantıklı düşünce filtremden değil, ilkel mağaramdan gelen PMS arkadaşın gıdıklamasındandı. Pazartesi, salı, çarşamba böyle geçti. Ve bu sabah, yani perşembe itibariyle azat edildim (regl oldum) Öfkem eridi, hıncım söndü, kibrim korkak tavuğa döndü. 

Fakat bu arada, bir de kavga yumurtlandı nur topu gibi. Saldıran taraf, koca kişisi. Saydıran taraf ben. Konu benim hayal kuruyor olmamdan çıktı.

Yazının buraya kadar olan kısmı aslında 'kahve' bloğunun konusu gibi dursa da, bundan sonraki kısım depolar bloğuna ait olduğunu kanıtlayacak. Bugün konuştuk, çözdük. Depolarımın önemli bir maddesi hakkında bu çarpışmaya ihtiyacım vardı belli ki. Önce kısa özet:

Dün benim için zorlu bir yazı bitirdim. Zorluydu ve üstesinden gelebildiğim için (müşteri beğendi) kendimi iyi hissettim. Regl öncesi olmanın mayışıklığı ile koltuğumda Volkan tarafından getirilen kahveyi içerken, hayal kurmaya başladım.

'Aslında ben yazarak daha çok kazanabilirim ya, ne güzel olur daha çok bu tip işler yapsam'

Volkan'dan domuz gibi cevap gecikmedi:

'Elinde her imkan var ama sen sadece koltuğa uzanmış hayal kuruyorsun, bir şey yaptığın yok'

Şimdi, dün bu konuda tartışırken aşırı sinirlendim, hatta kırıldım filan ama... Aslında kırgınlığım her zamanki gibi üslup. İçerik doğru aslında. Fakat depolar bloğunun konusu gereği, üslubu konuşmayacağım burada. Volkan'ın kendi denyo tarzıyla, benimle ilgili yaptığı bu analiz belki bizi başta kavgaya itse bile (PMS faktörünü de unutmayarak) bu sabah bazı gerçeklere ulaştık.

Depomda da bulunan o madde, yani 'yeni kazanç mecraları bulmak' konusunda neden hiçbir şey yapmıyordum? Volkan'ın sorusuna, fark etmeden şu cevabı verdim:

'İşleri yapma kısmı zevkli, ben işin bana gelme kısmını yapamıyorum, avcılık işini beceremiyorum'

'Heh işte, demek ki sen müşteri bulmakta zorlanıyorsun. Takıldığın kısım bu'

'Ee.. mm.. evet aslında'

'O zaman oturup onu planlaman lazım ya da beni görevlendir, ben senin için yeni firmalar bulayım'

'Hayır öyle istemem'

Aylardır, yani Eylül'den beri ajandama 'yeni mecra, başka firmalar, kazanç artır' gibi emirleri buyururken, 3 ayı nasıl da geçtik ve ben nasıl da bu konuda hiçbir şey yapmadım? Bilmiyorum, zaman aktı, saniyeler içinde aylar geçti. Volkan haklıydı. Sadece benim zayıf bir anımda, itici bir üslup seçmişti. 

Yine de bana yardımcı olacakmış. En azından ben yöntem belirlerken, dinleyici olacak. Yarın salondaki masada toplantı yapıcaz ve ben nasıl daha kolay avcılık yapabilirim, ya da işin satış pazarlama kısmından nefret ediyorsam, farklı ne deneyebilirim onları konuşucaz.

Hedefim, basit. 2 firma daha eklemek iş listeme. Çok yüklenmek istemiyorum başlangıçta kendime. 

Freelance bağlantılarımın hiçbirini ben bulmadım. Şansıma, hepsi beni kendi buldu. Bir telefon çaldı ve iş teklif edildi. Madem amacım firma sayımı artırmak ve madem avcılık yapamıyorum. O halde bir yolu olmalı değil mi?

Bakalım neler olacak? En azından 3 aydır gömdüğüm bu konunun, hoşuma gitmeyen bir biçimde olsa da gündemime girmesi iyi oldu. Madem yaptığım işi seviyorum, daha fazla yapmak istiyorum, o halde basit engelleri inceleyelim.







Share:
Devamı

Kahve: Depomla yüzleşme vakti! (Atılacaklar, satılacaklar)



Önce ajandama yazdım. Şimdi de burada anlatayım. Benim depomdaki ürünlerin akıbeti belli oldu diyebiliriz. Hangi ürünler iteklemeli gidiyor, hangileri kendiliğinden akabiliyor... Bazıları yaşamın içerisinde hep yer bulacak, kimisi de uzaktan sempatik gelen bana uzak alışkanlıklar olarak kalacak.

Depomdan Attıklarımla Başlayalım:

Çizmek, Karikatür Öğrenmek- Sanırım bu konuda çok itekleme yapıyorum. Evet projeme sadık kaldım ve bu konuda yol aldım aslına. Ben okumayı karikatür okuyarak söktüm nerdeyse. Annem de çok okurmuş, arşivi vardı. Sonra ben aldım o bayrağı elinden. Yıllarca karikatür sömürdüm tüm kaynaklardan ve hep çizer olmak istedim. Boş bir istekmiş. Çünkü tıpkı bir centilmen gibi kendime karikatür üretme ortamı / zamanı / ilhamı sundum. İsteseydim, bin kez olmuştu zaten. Bence benim karikatürle ilişkim şöyle; ben mizahı seviyorum. İlla aracın karikatür olmasına gerek yok. Ki bunu da kendime kanıtlamış olmam gerekirdi. Karikatür konusunda kendime verdiğim ödevler, mutsuzluk sebebi. Derhal depodan atıla ve bir daha zihnimi işgal etmeye! Gelme bir daha karikatürlük çılgın hayali. Uğraştırma beni. Olmuyor işte. Akmıyor bu iş bende.

Evdeki Kitapları Bitirmek- Öyle kitaplar almışım ki... Berbat çevirisi olanlar, klişe bilgi dolu olanlar, anlatımı sıkıcılar... Kendime ayıp olmayacaksa, what the fuck? Tamam yeni kitaplar almıyorum, evdekileri eritiyorum. Ancak eleyerek.. Her şeyi de okumak istemiyorum. Kısacası, hazırladığım o büyük liste bitemeyecek proje sonuna kadar. Kitap konusunda depomdan 'aldığım her şeyi okuyacağım' maddesini de dehliyorum bu sayede. Yerine şu prensip belirlenebilir, sırf almak için kitap alma- biraz incele, birkaç sayfasını oku hatta. Güle güle kitaplığımla olan savaşım, güle güle vicdan azabı. Belki sizleri başka insanlara ulaştırırım. Siz mutlu, ben mutlu. Ağırlık yapamayacaksınız bende artık. Yaşasın!

Erken Yatmak- Olmadı, olamadı. Olamadıkça da beni üzdü, büzdü. Peki o zaman ne yapmalı? Erken yatınca ve sabah da çok erken uyanınca, hayatımda olmasını hayal ettiğim verimliliğe ihtiyacım yok demek ki, ne bileyim? Gece geç yatmayı seviyorum. Geç derken ben 23:30-24:00 uyuyorum, sabah da 08:00-08:15 uyanıyorum. Ben bu saatleri 22:30 yatmak ve sabah da 06:00 uyanmak şeklinde değiştirmek istiyordum. Abicim bir türlü yapamadım ya?! Şöyle diyorum artık.. Kafamda erken yatmayla ilgili fanteziyi bırakıyorum, elveda diyorum. Eğer bir gün ritmime erken yatmak uyarsa (ki erken yatmak bana ölüm gibi geliyor, nefret ediyorum) o zaman gerçekleştiricem bu fanteziyi. Şu anda geç yatmak istiyorum ve sabah karanlığı geçmeden kalkmak işime gelmiyor. Yaşam tarzım da buna müsait... Kısacası, erken yatmıyorum diye kendimi güne yenik başlamış hissediyor olmamı noktalıyorum. Saah 08:00'de fena değil. Eğer 2 saat daha erken kalksaydım, eminim kişisel olarak çok nefis bir his kalacaktı bende, sabah kalkış ve bir şeylerle meşguliyet. Okumak, yazmak, yürümek, belki kahvaltı hazırlamak sadece.. Yapamadım ama! O yüzden lütfen depomdan çık. Bana ağırlık verme! Kendiliğinden olursa olur ama şimdilik ben seninle vedalaşıyorum erken kalkma fantezim.

----

Depomdan Satılanlar ise, önceden söylediğim gibi; beslenme, spor, İngilizce ile cilveleşmek. Bunlar artık benimle. Hayatımın içindeler.

----

Gelelim 5 yıldızlı 5 haftaya eklediklerime:

- İş fikirlerimle ilgili adımlar atmak
- Youtube projesi için ertelediğim mailleri atmak
- Evi kışa hazırlamak, düzenlemek- sadeleştirmek.
- Diş etiyle ilgili tedaviye başlamak
- Canımın istediği türde okumalar yapmak + 1 İngilizce kitap bitirmek
- Yeni seneye girmeden, dijital temizlik + düzenleme yapmak
- Bütünsel olarak güçlenme hissimle gelen olumlu bakış açılarımı geliştirmek <3
- Gelen bildirimleri + çene mesajlarını günün hafif zaman dilimine bırakmak

İşte benden bu kadar. Yenildiklerim, kazandıklarım ve umutlarım...


Share:
Devamı

Kahve: Duyuru, 5 yıldızlı 5 hafta



Düşünüyorum da, zamanı bükersek, aslında hayatlarımızda sihir yaratmak mümkün.

Bu projenin hedeflediği 100 günün bir önemi var mı? Sayıların elbette bir önemi yok. Zamanı genişletmek ya da daraltmak tamamen bizim bükücülüğümüze kalmış. 

Son 8 haftada aynı çağrıyı yapmıştım. Şimdi benzer bir şeye niyet ettim. Hepimiz için! Belki de bu bloğun sadece okuru olarak kalıp, hiç yazı yayınlamamış olanlar için de. Önümüzdeki pazartesi itibariyle 2019'a kadar kalan süre, 5 hafta. Bu süre sihir yapmak için bence yeterli. Tabi sihirlere inanıyorsak :D

5 haftada neler olur dersen, seç beğen al, mesela:

- Şeker bırakılabilir.
- Düzenli yürüyüşe başlanabilir (haftada 3 yürüyüşten, toplam 15 cillop yürüyüş)
- Pilatese başlanabilir (haftada 2'den, yeni seneye kadar 10 kez)
- Yeni seneye daha verimli girebilmek için tüm yaşam alanı baştan sonra düzenlenebilir. Sadeleşme, arınma, çöpe atma ve yeniden düzenleme yapılır. Ev ve içindeki her şeyle beraber zihinlerimiz çiçek haline gelebilir.
- Sosyal medya detoksu yapılabilir.
- Sağlığımız için ekmek ve basit karbonhidratlar- işlenmiş ürünler detoksu yapılabilir.
- Çok ertelenen 3 önemli roman bitirilebilir.
- İzlemek istediğimiz 10 önemli film izlenip, üzerine yazılar yazılabilir.
- Bekleyen arkadaş randevuları, sağlık kontrolleri, aile buluşmaları , ıvır gıvır işler yeni seneye kadar gerçekleştirilebilir.
- Kahve bağımlılığından şüphe edenler, kahve detoksuna girerek, kendileriyle challenge yapma heyecanı yaşayabilir.
- Yaşadıkları şehiri turist gibi gezerek, ilginç fotoğraflar çekebilir.
- İyi bir beslenmeyle halsiz bırakan göbek eritilebilir.
- Geliştirilmek istenen yabancı dilde basit seviyede bir kitap okunabilir, çizgi film seyredilebilir.
- Aileyle haftada 1 sıradışı bir etkinlik planlanabilir.
- 5 hafta boyunca tasarruf yapılabilir.
- Aklındaki en çılgın iş fikri ya da girişimcilik veya proje için minik adımlar atılabilir.
- Sigarayı günde 3'e düşürerek, sigarasız yaşam konusunda yeni bakış açıları kazanılabilir.
- İnsanlarla iletişimde 'dinleyicilik' yeteneğini artırmak, daha az konuşmak gibi yenilikler yapılabilir.
- Durduk yere neşeli olma oyunu oynanabilir. İçimizdeki ve etrafımızdaki neşeyi artırmak için.


daha onlarca çoğaltılır. Amaç yeni senenin kapısına alacaklı gibi dayanmamak.

Bu Pazartesi başlayarak, 5 yıldızlı 5 hafta yaşayalım mı? Herkes kendi listesine göre 5 haftalık bir odaklanma belirler. Benim, hangi ürünleri başaramayacağım netleşti gibi mesela. Onları çıkararak, daha sade bir listeyle 5 haftamda rüzgar gibi eseyim diyorum :D Son şovumu yapayım kendime. Katılmak isteyen?

Yarın detayları yazayım.


Share:
Devamı

Kahve: Geri Sayım, 40 Gün (Normal Biri)


normal bir güne uyanmak

Depolarımdaki en heybetli ürünüm stoklarda kalmadı artık gomşular. Sporun düzenlisi, baya baya oluyor gibi. Bu konuda son 5 yılın ilk istikrarlı aşaması. Şimdi detaylar:

Önceki yazımda bahsettiğim gibi, kendime skorlar koymadığım için, sporu stresli bir uğraş olmaktan çıkarmıştım. İyileştirme tedavisi dedikleri türden bir spor, yani pilates + yoga ile ufak ufak girişler yaptım. İlk günlerde 10 dakika sürdürmek bile benim için meseleydi. Şimdi 45 dakikalık egzersizleri hakkıyla yapabiliyorum. Bu hafta egzersizlerime ağırlık çalışması da ekledim. Fakat hepsi bebek adımları.

Çünkü:

Bendeki hamlık sorunu, herhangi bir 35 yaş hamlığı değildi. 75 yaşla kapışır haldeydi. Fizik tedavi uzmanının yorumuyla arka bacak kaslarım aşırı kısalmış. Bunu dediğinde geçen seneydi. Kaslarım için bir şey yapabilir hale gelmek için, önce enerjimin olması gerekiyordu. Yoktu, dostlar. Boynum haftanın 3-4 günü tutuluyordu. Halim yoktu, dostlar. Bel ağrılarım -50 kilo oluşuma rağmen- bitmiyordu. Düzeltecek gücüm yoktu. Fibromiyalji ağrılarım vardı. Bedenimdeki tüm kaslar, çenedekiler bile morarmış, darp almış gibi her gün ağrıyordu. Bazılarınız bilir, bir süre çareyi doktorlarda aradım. Tahlil ve incelemelerde çıkan hiçbir şey yoktu (basit bir boyun düzleşmesi ve düşük demir dışında)

Neyse, spor yapmam gerekiyordu biliyordum. Ama yapacak ENERJİM YOKTU. Depolar projesi her şey karışmışken içimde bazı yıldızları parlattı.

Düzene soktum. Önce en baştan başladım. Yeniden beslenmemi düzenledim (önceden de yapmıştım, hatırlayan vardır) İşlenmiş ürünler, basit karbonhidratlar, şekerli gıdaları kovdum. Uzun süre öyle devam etti. İyi geldi evet ama nasıl derler, yine o enerji yoktu işte. Sonra bir de fasting'i ekledim bu sürece (vücudu belli sürelerde aç bırakarak, büyüme hormonunu aktive etmek ve enerji yükseltmek).. Arkasından bir canlanma geldi. Üzerine daha da ileri giderek, meyve şekeri, süt ürünleri, bakliyat ve tahılı da çıkardım. İşte orada ipler koptu. Bana bir pehlivan gücü geldi.

Ardından düşük demir depolarımın sandığımdan da ciddi seviyede olduğunu öğrendim. 150 olması gereken bir değer bende 7 imiş. Daha eski testleri incelediğinde de aynı sonucu gördü. Yani ta geçen seneden beri vücudumun çırpınışı bundan olabilirmiş. O halsizlikler, o kas ağrıları... İvedilikle demir tedavisine de başladım. Fasting olayını sürekli yapmıyorum artık, ancak arada yapmak isterim, güzel katkıları olduğuna inanıyorum bedenimize. Meyve ve bakliyata geri döndüm, tahıl çok nadir.

Tüm bunlardan sonra nasılım?

- Spor yapabiliyorum, yaptıkça yapasım geliyor, daha dayanıklıyım fark ediyorum.
- Nefesim açıldı
- Kas ağrılarım yüzde 80 bitti, kalanlar sadece bacaktaki arka kaslarda. Onların da sonunu getiricem, bekle beni.
- Cildim gaza geldi, parladı.
- Libidoda yüzde 100 artış, cinselliğimle büsbütün kucaklaşma- tıpkı sezaryenden önceki gibi.
- Organize etme başarısı, odaklanmada artış.
- Kendime hoşgörü, torpil ve kıyak.

Bunları geçen seneki iyileştirme beslenmesi yaptığımda da yaşamıştım (glütensiz) Ama şimdiki farkı şu, daha bilinçliyim ve bütünsel görüyorum mevzuyu. Sadece beslenmeyle olmaz. Spor, doğru takviyeler ve psikolojik olarak gevşeyerek kökten iyileştiğimi hissediyorum. Sanki kökünü kazıyorum mevzunun. Düşünsel sıçrama yaşadım adeta (bunun sebebi tek başına bir tanecik şey olamaz) Geceleri uyanıp kara kara düşünmelerim bitti. Kaygılı kurgular aklıma gelmiyor. Ellerim hep soğuktu, artık çay bardağı tutmadan da eller sıcak :D Akıntılarım bitti. Unutkanlık azaldı. 

Tüm bunlar bu projeye başladığımda hayatımda değiştirdiğim minik başlıklar sayesinde oldu. Ve ilginç olan, içimde sıkıntı haline gelen tüm ertelemeler, soyutlamalar, düşünce bozuklukları fiziksel olarak güçlendikçe, kayboluyor hissediyorum dostlar. 

Herkesin karanlığa düşmüş sorunu farklı yerdedir. Benim izlediğim bu yol, en azından beni olmam gereken 'sağlıklı yetişkin' merkezine yaklaştırdı. Bundan sonrası, tamamen bana kalmış bence. Kendimi 'normal' hissediyorum. Uzun zamandır böyle hissetmiyordum. Sadece 'normal' hissedebilmek, buna ihtiyacım vardı. Kadın gibi hissetmek. Normal bir kadın gibi. Anne olmak. Normal bir anne. Normal uyanmak, normal uyumak, normal işemek, normal sevinmek, normal olarak sosyalleşmek. Henüz 100 gün dolmadı. Ve ilk haftalarda da hiçbir gıdım yol aldığım yoktu. Ne olduysa şu son günlerde oldu. Çok ağır, çok yavaş, çok zor ilerledim açıkçası. Geldiğim yer de çok matah değil; olabilecek en basit yer: Sıradanlık ve normalliğin naif mutluluğu.

İngilizce ilerletmekmiş, uzaya çıkmakmış. Hangi normalin yapamayacağı şey ki bunlar? Yeter ki normal hissedelim. Az, öz, sade, dengeli yaşayalım. 

İyi uyuyabildiğim, sevdiklerimin yanında bütün olabildiğim, afiyetle iyi gıda yiyebildiğim, hareket edebildiğim ve hatta rahat kaka yapabildiğim için (:D) kendime teşekkür ederim. Bu emeğe ve çabaya değerdi.

Eee, ben şimdi bu normallikle, yenilenmiş şekilde, başka ne normal (ve güzel) şeyler yapsam acaba? Normal olarak çok heyecanlıyım bundan sonrası için.

Rica notu: Elbette herkesin görüşü, yorumu benim için çok değerli. Fakat şu sağlıklı beslenme konusu, dikkat ediyorum- siyasi meseleler gibi çok cepheli bir tartışmaya dönmüş durumda. Herkes birbirinin yediğine bok atıyor. Hatta sağlıklı beslenmeye direkt bok atan var. Ben kendi naçizane kişisel çözümlerimi yazdım. Olumlu sonuç da aldım. O yüzden bu konuda yazının genel bütünlüğünü ve ana fikri geride bırakacak yorumlar olmazsa çok aşırı sevinirim.
Share:
Devamı

Kahve: Geri Sayım, 42 Gün (Çelişkiler)



En son, depolarımı eritirken hiç hesapta olmayan bir sorunla karşılaştığımdan bahsetmiştim. Aslında hepsini, buraya yükleyemediğim o videoda anlattığım için (bir seferde de değil), cuma günü bir de yazmaya canım yetmemişti (Kıbrıs kalıbı) açıkçası.

Haftanın bu ilk gününde, işlerim bitmiş, bir yandan kahvaltımın pişmesini beklerken, biraz bahsetmek istedim.

Depolardaki ürünlerime odaklanırken, çok naif olduğumu düşünüyordum. Oldukça makul ve olası istekler gibi görünmüştü.

Şimdi, bir şeyleri planlarken zaman ikiye kırılıyor benim için.

1- ŞİMDİKİNDEN GELECEĞE GİDEN ZAMAN
2- GENİŞ ZAMAN

Depomdaki ürünlerimin sayısını tutarken, kendimi hep 'geniş zamanda' hayal ederek yazdım, listeler oluşturdum. Cümle içinde kullanalım:

'Ben spor yapan biriyimdir'
'İngilizce metinler yazabilen biriyimdir'
'Sosyal medyaya vakit ayırmayan biriyimdir'
'Olumlu düşünebilen biriyimdir'

Bunlardan daha çok var. 12 maddelik listem var sonuçta.

Niyetler aslında buraya çıkıyor yani. Sen kendinle ilgili bir karar alırken, niyet ettiğin şey geniş zamanlı bir şeye eş değer. Diyelim kısa film çekmek istiyorsun. Bu, bence kendini geniş zamanlı film çekme üretimi yapan biri olarak görmek istediğin için. Geniş zamanda öyle biri olduğunu planlıyorsun, seni mutlu edeceğini düşünüyorsun. Şimdiden geleceğe giden zamanda konulan hedefler ise daha basit: Faturaları düzenli ödemek, sağlık rutin kontrolleri, temizlik yapmak, haftalık alışveriş.

Fakat kendimle şurada çeliştim. Hiç de naif / masum olmayan şekilde, skor tutuyordum. Yaptığım eylemin karşılığında kaç sayıya denk geldiğini hesaplamaya çalışıyordum. Spor yapmak, eğer sizi 2 görüntüsünden 7 görüntüsüne taşıyacak diye ona inandıysanız, o vakit sizin geniş zaman cümleleriniz aslında şu ve benzeri:

'Daha fit-çekici (veya 24 yaşımdaki gibi) görünmek istiyorum' :D

Bu formülle bakınca, karşıma başka geniş zaman cümleleri de çıktı. Mesela İngilizceyi parlatma isteğim altında basbaya daha çok kazanmak vardı. Çünkü affederim ama kendimi kendime anlatacak, başkasını anlayacak kadar dilim var. Bunlar aslında skor tutmak. Neden daha fazlasını istediğimi yeterince düşünmemişim. Tüm 12 maddemin karşısında skorlarım var, hinoğluhin ben.

Bir insan brokolinin ona sağlayacağı yararları hesaplarken, sağlıklı beslenemez. Brokoli yemekten zevk almadan, afiyette olmak ve bu durumu kalıcı hale getirmek, ancak kötü hikayelerde olur (bu ara aşırı kötü hikayeli dünya masalları okuyoruz da evde)

Burdan çıkan sonuç:

Geniş zamanlı istekler, eğer dürüst iseler, zaten bizim o kararı almadan yapıyor olduğumuz şeyler haline gelirlerdi (bundan önceden de bahsetmiştim bir yazıda, yine aynı yere geldim) Ve ben buradan hareketle, artık stres düzeyimi çok yükseltmeden, 3 ya da 5 workout sonrası kaslarımın Madonna misali ortaya çıkmasını beklediğim, bence yorucu olan sporlar yerine, son haftalarda bambaşka bir egzersiz programı takip ederek, depomdaki en önemli ürünümü erittim sayıyorum. Ev ortamında pilates <3 Belki terlemiyorum ama kaslarımın içeriden gördüğü olağanüstü muamele? Sanırım skor koymadan, spor yapabilirsem, hayat boyu kalıcı hale getirebilirim. İşte benim formülüm. Ayaklarımızın bizi duşa götürüvermesi gibi, yüreğimin beni düzenli olarak evdeki mata götürmesi. Bayadır ekmiyorum sporumu, halaylar.

Spor tamam da, diğer ürünlerim bu mantıkta çuvalladı elbette. Çünkü altında hep bi sayısal karşılık bekliyormuşum ya. Örneğin İngilizce. Düzenli okuyorum, izliyorum eyvallah. Gelişim var mı? Hiç fikrim yok. Acaba kendimi mi oyalıyorum, yeni öğrendiğim kelimeleri arşivleyebildim mi sahiden, nereye varacağım bakalım--- sus kızım! Bak yine skorlar. Sınava hazırlanmıyorsun. Sadece başka bir dilde okuyor, kafa yoruyorsun. Bu, neden yetmiyor? Bundan zevk alıyorsan devam et.

Sağlıklı beslenme konusu da eridi bak benim depoda. Bir de işin en fıstık yanı, elimde mikrofon 'ben şekersiz besleniyoruuuum' diye bağırmıyorum eskisi gibi. Normalim oldu. Bunu da ömrüm boyunca listelerime koymıycam, garantiledim.

Neyse bakalım, son güne kadar günlük rutinlerime devam edicem. Gelişimlerimi gözlemliycem. Daha alışkanlık haline getirmek istediğim birkaç önemli meselem daha kaldı. Ancak şu konu üzerinde daha uzun süre düşüneceğim gibi:

'Bir şeyi yapmaktan zevk alıyorsan, hiçbir engelin yok, zaten yapıyor olman gerekirdi. Yapmıyorsan, yeterince istemediğin için. Tıpkı her gün yapmaktan vazgeçmediğin diğer eylemlerin gibi'




Share:
Devamı

Kahve: Geri sayım, 45 gün.


Bugün buraya artık bir post girmem gerektiğini düşünüp, (öğlen sularında- telefondan) oturdum 8 buçuk dakikalık video çektim. Güzel güzel depolarımın gidişatını anlattım. Fakat yükleme kısmında sorun yaşadım (hırrr) Epeydir bilgisayar başına geçip ne yazı yazabildim, ne de burayı okuyabildim. Bu hafta ortak blogumuzda hem kaçırdığım leziz yazıları okuycam hem de projemde nerelere evrildim, neler keşfettim bunlardan bahsedicem.

Şimdilik kısaca özetlemek gerekirse;

Kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim, hala ilk 5 maddedeyim!!!

Essahtan, her gün 'bugün depolarım için ne yaptım?' diye sormadan, kendi versiyonumda gelişim kaydetmeden günü kapatmıyorum. Fakat yine de çok boyutlu bir akışa kendimi kaptırdığım söylenemez.

Şimdilik garantilediklerim (özellikle 2 madde daha net)

1- Bana iyi gelen beslenmeyi oturtmak (check)
2- Sporun düzenlisi (check)
3- Kitaplarımda yol almak (check)
4- İngilizce dili ve edebiyatında dinlemek, okumak, anlamak (check)
5- Basit şeyler çiziktirmek (check)

İyi de, bir sorun var. Yani depolar projesine başlarken, hiç düşünemediğim bir sorun.

Tam burada kesiyor, baya hain şekilde cuma gecesine koşuyorum. Tabi ki pijamalarla film karşısına (kekik çayı eşliğinde) Volkan bekliyor.

Kaldı son 6 hafta, yuvarlak hesap son 40. Bence artık son düzlükte buralarda daha fazla bulunma zamanı geldi. Hadi 2018, tatlıya bağlayalım mı beraber?

Hiç hesapta olmayan o sorun için, depolarımı eritme yolunda beni şaşırtan o mevzuyu anlatmak üzere en geç Pazartesi buradayım! (bence pazar olur o iş) Ve tabi diğer yazıları okumak, yorumlarda buluşmak gibi özlediğim eylemler için de!
Share:
Devamı

Kahve: Geri Sayım, 59 gün (Revize isteyenler?)

Yoktum bayadır. Ama depolarım hep gündemimde sayın blog.

Değişik bir dönüşüm sürecinden geçiyorum. Belki de zamanında ekilen düşünce tohumları çiçeklerini açıyor. Bunlardan öteki blogda bahsettim bolca, ilgini çekerse gel.

Günler hızla geçti. Bu arada bir minik çocuk hastalığı bir de ağır yetişkin regli atlatıldı. Yoğundu. Projenin neredeyse yarısı bitmek üzere. 100 gün diye yola çıktık. Kaldı 59 gün. 

Çok kritik vakitler.

Henüz elle tutulur bir gelişme kaydedemeyenler... ya da benim gibi zikzaklı yollar çizenler.. Ne dersiniz, bu Pazartesi itibariyle, kalan son 8 haftada, elimizdeki listeleri yeniden yoklayarak, belki revize ederek, hızlanmaya? İsteyen kendisine gereksiz görünen depo ürünlerini eleyerek, öncelikli olanlara yoğunlaşır. İsteyen listesinden sadece 3 madde seçer.

Odaklanarak 8 hafta, güzel işler çıkarabiliriz bence. 8 haftada neler olur neler? Ben son haftalarıma daha çok odaklanmaya kararlıyım. Ne de olsa sayılı süre, çabuk geçer. 

2019'da yeni kararlar almaktansa, yeni bir seneye girmeden köklü değişimler yapmak için bence şahane süre.

Bakınız, depolarımız.




Share:
Devamı

Kahve: Geri Sayım, 67 gün.



Hızlıca özet geçmeye geldim.

Son 10 hafta itibariyle, ateşledim kendimi. Fakat ek bir deli cesareti geldi bana. Ne oldu bilmiyorum. Çıkış sorum şuydu:

'Şimdi değilse ne zaman?'

Özellikle, hayatı basitleştirme kısmına 'beslenmeyi basitleştirme' alt başlığını da iyi oturttum. Çay- kahve içmiyorum hafta başından beri, bu yüzden erkenden uyuyabiliyorum. Ama erkenden kalkamıyorum. Üzerimde uyuma kara deliği var, uyudukça uyuyor uyudukça uyuyor uyud.. Noldu benim o erkenden horoz gibi dikiliveren iç saatime? Bunda mevsimin de payı olabilir.

Günlük ödevlerim, keyifli hale gelmeye başladı iyice. İngilizce röportajlar, youtuberlar, ted konuşmaları, komik skeçler izliyor, cümle kalıplarını inceliyorum. Her gün de o günü konu alan bir şeyi karikatürleştirmeye çalışıyorum. Bazı günler yapamadığım oluyor ama bir ritm kazandım, takmıyorum yapmayınca.

Spor konusu yürüyüşe abanmayla geçiyor. Daha çok işime geliyor, kolaya kaçıyorum bence. Ama olsun, hareket iyidir.

Bu Cumartesi, bu bloğun ana temasını konu alan (büyük bir tesadüfle) bir atölyeye katılıyorum. İçeriği şöyle:

  1. -Erteleme davranışlarımızı yönetebilmek
  2. -Zamanı yönetebilmek
  3. -Günlük aktivite planları yapma
  4. -Uykusuzluk ile başa çıkma
  5. -Konsantrasyon güçlüğü ile başa çıkma
  6. -Spor ve egzersiz desteği

Çok kasıntı duran bu başlıklar, artık ilgi alanı bölümüme hitap ediyor. Çünkü hiçbir şeyi stratejik yöntemlerle ilerletmiyorum aslında. Tamamen şevkim ittiriyor da oluyor. Fakat işin o teknik kısmıyla ilgili daha fazlasını öğrenme şansı varken, neden olmasın?

Gerçi düşündüm de benim de bazı stratejilerim olmuş. Mesela basitleştirmek, zamanım var rahat ol telkini yapmak, yangından mal kaçırmak ve son olarak da 'bugün değilse ne zaman?' diye sorgulamak.. Ama bunlar stratejiden çok karmaşadan sadeleşmeye gidebilmem için, işime yarayan minik ipuçları oldu. Ah nasıl da ihtiyacım vardı.

Tam da planladığım gibi akıyor hayat diyemem ama şevk içindeyim blog. İçim yangınlı. He heyt!


Share:
Devamı

Kahve: Geri Sayım, 70 Gün.


Giderek 'bilmem kaçıncı gün' diyerek isimlendirmeyi bırakıp, geri sayıma geçtim. Toplam 70 gün, yani 10 hafta kaldı. Projenin 3'te 1'i bitti demek bu. Ben son gün olarak 31 Aralık değil, 30 Aralık'ı belirledim. Yılın son günü, yani Pazartesi günü, bitmiş olsun. Yeni seneye -umarım- tertemiz, hafiflemiş girmek için.

Bu hafta sonu kendimi yine kaybolmuş buldum. Baya projeden sapmış, yine kendime üçkağıtçı nedenler buluyor, bir şeyleri erteliyordum. Buna kaçmak denir aslında. Halbuki ne demiştim? Bu kez ittirecektim kendimi. Sonunda ne oluyor görmek için. Hayatımın 100 günü (sadece 100 günü) kendimi köşeye sıkıştırmaya değerdi. Fakat henüz üçte biri bile bitmemişken, yine yan çizmeye, odağım çoktan kaymaya başlamıştı bile. Bir yerde sorguluyorum tabi, en gereklisi de bu. Neden yan çizmek? Ne oluyor da oluyor? Buna yakından bakıyorum. Bulabildiğim bazı dürüst nedenler şunlar:

1- Uykusuz kaldıysam, ertesi gün enerjim düşük oluyor, erteliyorum.
2- O gün önemli bir etkinlik varsa, coşkusuna kapılıp erteliyorum.
3- Moralim dağılmışsa, kendi merkezime odaklanamamışsam, erteliyorum.

Bu üçü kesin.

Neyse çok dağılmadan bu sabah yeniden topladım kendimi. Günün ve haftanın haz aralıklarını yoklamadan hiç.. dur, dedim kendime. Bırak hazları şimdi. Uzun vadede bak, makro bak. Spor gün boyu sürmeyecek, bir başlangıç ve bitiş zamanı var. Diğer tüm işlerim de öyle. Sonuna kadar gitsen ne olur? Şimdi vazgeçsen ne olur? Bugün yapmazsan ne zaman yapacaksın? Daha önce çok yaptın. Bıraktın. Mutsuz oldun.

İkna ettim kendimi. Açıkçası motivasyonu düşüren en önemli etken, darmadağınık geçen hafta sonu - yorgunluk ve evin çer çöp içinde olmasıydı. Şimdi bunlara takılırsam, zamandan herhangi bir kazancım olamayacak. Kalk, dedim. O ilk 'kalk' anı vardır ya...

Kalktım, uzun bir yürüyüş yaptım. Yürüyüşte, İngilizce videolar dinledim, eve gelir gelmez notlarımı aldım. Arkasından evi genel toparladım. Elektrik süpürgesi bozuk. Temizlik kaldı ama (yerleri alma Volkan'ın işiydi) yine de ferahlattım evi, kısa sürede. Çamaşırları çıkarken atmıştım, bitmişler- yine video dinlerken astım. Sonra bugün yenecek çiğ sebzeleri sirkeli suya koydum. Kendime kabak omlet + çiğ biber tabağı hazırladım. Günlük / haftalık bullet journal'ımı yaptım. İşle ilgili içeriklerimi hazırladım, planlarımı yaptım. Şimdi de akşam için tencere yemeği yapıcam, bu sırada biraz Radyo ODTÜ dinlerim. Bugünün koşturması bunlarla bitmiyor, enerji için yeşil çay + elma + fıstık kombini yapmak istiyorum.

Kayda alıyorum bazı şeyleri. En sonunda bir hatırlatma filmi yapmak için.

Yola çıkarken istemek kolay. Yolda oluyor ne olursa. Yolun yokuşunu çıkıyorum, farkındayım.




Share:
Devamı

Kahve: Yirmi Üçüncü Gün


Çeyreği bitti takvimin. Kaldı dörtte üç. Bu haftam gayet verimsiz geçti diyebilirim. Olabilir. Bazen günlük hedeflerimden uzaklaşabilirim. Kafam bozuktu biraz. Bunu bir kenara bırakıp, ilk çeyreğin toplam özetine bakarsak, keyif verici bir hareketlenmenin varlığını görmezden gelmek ayıp olur. İlginç bir şey söylemek istiyorum.

Burada, kendi evrenimle alternatif evren arasında bir köprü kurmuş gibi oldum. Bütüne bakarak, yoldan çıkmamayı başarabiliyorum. İlk kez oluyor. Sağolsun buralar. Yoksa çoktan (ve kaçıncı kez) çöp olmuştu planlarım.

Günlük skorlarımı ve minik adımlarımı bu hafta biraz bekletmiş olabilirim. Fakat, bütünden kopmadım, bu bile bir depo eritmek. Benim için dev gelişme. Boş da durmadım aslında. Sağlık rutin kontrollerimi tamamladım. İş koşturdum. Bazı ailesel mevzular hallettim. Tabi, gün sonunda depolarım adına koparabildiğim elle tutulur pek bir şey olmadı. Olanlar da var. Aksayan da var. Şimdi kalan süremde, kaldığım yerden toplamaya devam etmek istiyorum. 

İçimde, bitmek bilmeyen bir coşku var. Tam neyin coşkusu bilmiyorum. Bir şeye içten inanmanın olabilir.





Share:
Devamı

Kahve: Onaltıncı Gün (Yangından Mal Kaçırmak)




Zamanla kavgayı bitirdik, hayatı basitleştirdik- peki? Her şey gürül gürül akıyor mu? Bir düğmeye bastım ve takır takır işliyor muyum? O gün yastığıma kafayı koyduğumda 'vay be bugün de yapılması gereken tüm işleri tamamladım' diyor muyum?

 Maalesef hayır. Fakat ilginç bir şey buldum: Yangından mal kaçırmak! 

Şimdi, bazı günler yangın yeri gibi oluyor hayat. Ansızın işten bir telefon geliyor ve sizin hiç planınızda olmayan bir iş isteniyor. Aksilikler çıkıyor, yeniden düzenlemeler gerekiyor ve sizin 2 saat süreceğini tahmin ettiğiniz o çalışma 2 gününüze mal oluyor. Ya da.. çocukla ilgili bambaşka gündemler sahne alabiliyor, hiç olmadı sizin o gün canınız dışarı çıkıp bira içmek istiyor.

Normalde mükemmeliyetçi ben, bu durumlarda, depo boşaltma organizasyonunu olduğu gibi çöpe atar ve kendime yeni bir tarih belirleyip 'bu kez hatasız olacak, hiçbir sorun çıkmayacak' derdi. Kırılgan ben ise bu durumlarda boyun büker 'yapamıyorum, olmuyor, kararlarıma sadık kalamıyorum' derdi. Manyah mısın gızım ya, diyenler olacaktır. Manyağım abi. Ben kendimi köşeye bu yüzden sıkıştırdım işte zaten. Mükemmel olmayıversin, gerçekçi ol, kendine gel, ayakların yere bassın demek için bu proje işi. 

Böyle yangınlı günlerde, yangından mal kaçırıyorum ve bu hoşuma gidiyor. O gün ne yapsam yanıma kar kalacak şekilde, kaptığımı kapıyorum. 1 saatlik okumayı yapamadıysam, 2 paragraf bir şey okuyorum. Kaptığımı kaparım, az ya da çok. Alacağımı alırım günden. Bazen saçma şeyler de kaptığım oluyor. Mesela spor yerine markete yürüyerek gitmiş olmak- parkta Doğu oynarken, benim 15 dakikacık yürüme yapmış olmam gibi. Hatta bir kez ciddi saçma bir şey kaptığım olmuştu. Hafta içi akşamları dinlenme saatinde 'bugünle ilgili bir çizim yap' rutini koydum kendime. Bu çizim sadece bir kafa da olabilir, bir ağaç da, bir çizgi de... Zaten çizim konusunda amacım sanatsal bir uğraş değil, bir şeyleri anlatmanın farklı bir çeşidini denemek. Eğlenmek yani... O çizimi o gün yapamadığım için gece yatağa girince kafamda tasarlamıştım. Baya kafamda çizdim, baloncuğun içini doldurdum, rengini filan seçtim, ehehe diye güldüm bir de. O gün de onu yangından kaçırdım anlayacağın. 

Yangından mal kaçırmak, günü bir banka gibi görüp, ondan koparacağın parayı almak gibi bir şey. Ertesi gün alabileceğin miktar belli, neden bugün alacağım üç beş bozukluk parayı küçümseyim ki? Onu da alır koyarım cebime. 

Kısacası, amacım mükemmel tıkır tıkır işleyen bir günden ziyade, ne yapsan kar yönüne kıvrıldı. Uzun vadede nasıl bir getirisi olur bilmiyorum. Sonuçta bu depoları boşaltma takvimi 'nasıl daha verimli yaşarım' sorusunun peşine düştüğüm bir süreç değil. Baya baya depomu boşaltmak ve kendimi özgür bırakmak için kolları sıvadığım bir süreç. Gerçi yangından mal kaçırmak, sadece zor günlerin tesellisi. Ne de olsa aksilikler her zaman olmuyor. Yeter ki her şeyin mükemmel olacağı beklentisinden uzaklaşayım. Yoksa bu depolar 2019, 2020, 2021 ya da 40 yaş kararlarına itelenecek.

Neydi o laf? Mükemmel, yeterlinin en büyük düşmanıdır.

bugünün rızkı





Share:
Devamı