Kahve: Depolar Bitmeden, Yeni Sene Hedefleri!



Son yazıda, yorumlara dönüş yapamadım ama sanırım yeni listelerimi yazsam, fena olmayacak! Öncelikle kendi adıma şunu belirteyim- buradaki yazar olan diğer arkadaşlarla hiç konuşmadık bu konuda- ben bu bloğun 2018'in son gününde görevini tamamlayacağına inanıyorum. Yani, devam etmesinden yana değilim. Ayrıca kapatmaya da gerek yok. Hepimizin ortak anısı olur. Fakat, farklı bir fikri olan varsa, beri gelsin - konuşalım derim.

Gelelim bu bloğun konusu olmayan, hatta ve hatta bu mecrayı hiç ilgilendirmeyen yeni 2019 hedeflerime. Fakat onu gel de bana sor. Çoktan altyapıya başladım bile!

Evet yeni listelerr… Gidip bir koşu alınmış, yakışıklı bir ajandaya kaydedilmiş ve haftalık olarak görev dağılımı yapılmış olan yeni ağız sulandırıcılar. Nerden çıktı bu yeniler? Tabi ki eskilerden çıktı. Hedefler hedefi doğurdu. Ne sandın Kahvecim? İki pilates yaptın, iki paragraf İngilizce okudun diye kendinden emin olacağını mı? Yemezler! Hayat öyle kolay peşini bırakmıyor insan kişisinin.

Aslında yeni senenin görev dağılımı oldukça sade. Kendime Öğrenen Anne'nin 4 kollu terazisinden esinlenerek 5 başlıklı bir sistem kurdum.

  1. SAĞLIK
  2. İŞ 
  3. SANAT (böyle dediğime bakma, pasif kısmından katılıyorum ben)
  4. MANEVİYAT
  5. AİLE/ARKADAŞLAR
Sağlık başlığına bakalım. Spor yap, sağlıklı beslen gibi hantal maddeler yok neyse ki- bir gıdım yol alabilmişim, şükürs. Onun yerine, çalışmak istediğim günlerin haftalık planı var. Kaslarımda esnekliği artırmak (yılların hamallığı) ve kas hacmini büyütmek (çünkü tipim aşırı kuru) konulu farklı çalışmalar yapıyorum. Ve 2019'da da büyük atraksiyonlara girmeden, minik minik sırf altyapı oluşturmaya devam. Çünkü yaklaşık 5 senedir yastığım ben. Ve şu son haftalarda yaptığım iddiasız spor bana nasıl iyi geldi ah. Arka bacak kaslarımın, belimin dili olsa da konuşsa. Hedef diri vücut değil. Hedef tutulmayan vücut. Kısacası 2019 listesinin ilk maddesi İSTİKRARLI iddiasız sporu sürdürmek! Beslenme konusunda ise en ufak bir karar bile almıyorum çünkü o konuyu kapattım ya. Kötüleri iyilerle değiştirdim, meseleyi söndürdüm. Bitti. Kaçamaklara açık mıyım? Evet! Arada pis gıda olur tarzı bir motto bana uygun mu? Gayet tabi. Genel itibariyle (gel şuna yüzde 80 diyelim, adını koyalım) temiz miyiz? Yaani. Okey o halde.

İşe gelince, yine depomdaki ürünlerden 'kazancını artır' maddesinin geliştirilmiş hali ile karşındayım. Dijital pazarlama konusunda 'fikri olan' kişiden 'bilir-kişi' seviyesine yükselmek. Benim gibi firmalara içerik hizmeti sağlayan biri için epey keyifli bir alan. Aslında bilmediğim işler değil ama tüm sorumluluğu alacak kadar işi derinleştirmeye ilk kez cesaretim var! Önceden sadece fikrimin olması bana yetiyordu. Gerçi ülkemizde sadece fikri olması yetiyor insanların belirli alanlarda para kazanmaları için (laf sokmalı analiz) Bu da 2019 listelerinde ikinci madde. Ve! Depolardaki iş maddesini itekleyince gündeme girdi. İlginç değil mi? Laf lafı açmış gibi.

Sanatı atlayıp maneviyata geçiyorum. Maneviyat aslında, herhangi bir şey yapma maddesi değil 'yapmama' maddesi. Benim maneviyat dediğim; özsaygım, iç huzurum, özgüvenim gibi tam merkezimi etkileyen hallerle ilgili. Mesela sosyal medyada birilerini stalklamak çok düşürüyor maneviyatımı. Ya da insanların çoğunlukla kötü özelliklerini görmek (insanlarda sadece iyi özellikleri görmek gibi bir şeyi gereksiz buluyorum gerçi ama daha çok kötü tarafları görmek?)… Aklımdan geçen yorumu rahatça yapabilmek, dilimin ucuna gelen şakanın çıkmasına izin vermek... Nasıl desem. Maneviyat, kendimde kalmak- merkezimi korumak gibi bir şey. Önce ben içimde yaşamsal elektriği hissedeceğim ki canla başla öreceğim hayatı. He bir de sade ev yaşamı diye bir madde de var maneviyatta. Başlıklar tamamen bana özel, dediğim gibi. Maneviyatıma iyi gelen şeylerden biri de, sade- temiz ev. İşimi de, keyfimi de, iç huzurumu da yüzde 90 oranında etkiliyor. Bunu analiz ettim. Düzenlilik değil, sadelik ve temizlik. O da listemde. 

Aile / arkadaşlar başlığında da yine bir şey yapmıycam. Son haftalarda kurduğum 'akışta' kalmaya devam. Oynayalım mı anne? Evet oynayalım. Sevişelim mi gız? Hay hay : ) Akşam bize gelsenize, komşu? Tamam, gelelim. Sadece gerçek sebeplerim olursa, durum değişir. Ama bahanelerle insan reddetmek, bir çeşit 'erteleme' hastalığı aslında. Tarihlerden bir tarih yaparız nasıl olsa... günlerden bir gün. Gelecekte herhangi bir an? O gün gelmiyor, hepimiz biliyoruz değil mi? (tabi yapmaktan çok zevk aldığım eylemler için geçerli bu, her şeye de 'eyvallah' diyecek değilim)

Şimdi. İşin en güzel yanına gelelim. Buraya kadar yazdığım 4 başlıkta da ben zaten eylem halindeyim. Yani, bunlar plan değil. Akışım içerisinde olan / gerçekleşen şeyler. 2019'da da devam ettirmeyi ve neye dönüşeceğini izlemeyi istiyorum. İlk kez, gerçekçi hedefler koyuyorum kendime belki de, ayakları yere basan türden.

Fakaaat çılgın bir şeyler yok mu? Hiç olmaz mı! Sanat başlığı <3

Sanat başlığında,  hayatımda yeni bir şey var. Şimdilik çok çok yeni. Sanat denemez ama sanata çok yakın hissettiriyor. Yani müziğe! Bateri öğrenmeye başladım! Eve aldık bu hafta. Koyduk salonun baş köşesine <3 Ve nasıl leziz bir şey sana anlatamam. Hayale gel! Rock davulcusu olmak. Sahneye filan çıkmak. Rap ya da pop davulcusu olsam, o da güzel gerçi ehehe. Bu hafta ritm konusunda testten de bileğimin guvvetiynen geçtim. Volkan, kıvırırsın bu işi dedi. Temel birkaç ritm gösterdi, zorlanmadan çıkardım ve dehşet zevkli bir şey blog. Tipimde gevrek gevrek mutluluk var! Sanki yüzük takmışız müzikle, öyle bir güzellik. İşte bu da en bomba 2019 hedefim: İnsan içine çıkacak kadar davul çalabilmek! 

Ben davulun başında ördeğe benzediğim için şimdilik temsili görselle idare edin!

İşte benim 2019'a yaptığım hazırlık bu. Belirlediğim 5 önemli başlığı yılın ilk 6 ayı, bir haftaya dengeli biçimde serpiştirmek ve neler olacağını izlemek. Tabi her başlığın altında başka ayrıntılar da var. Hepsinin kocabaşlarını özetledim buradan. Aslında erken oldu bu yazı... Yorumlarda sorulunca, gaza geldim. Ne de olsa depolarda yapılmayı bekleyen son dakika gollerim var. Daha hesabı kapatmadık 2018!


Share:
Devamı

Öğrenen Anne %87

80 oy oy, 90 oy oy :D Neşeliyim evet. Haftasonu yaptığımız, artık alışkanlığa dönen 3. parti kurabiyelerden eciş bücüş olup da sağa sola dağıtılamayacak olanları Roiboos'lu çay eşliğinde mideye indiriyorum, bir yandan da sevgi pıtırcığı sıcak su torbamı mıncırıyorum. Benden keyiflisi yok.. Halbuki bedenen yine çöktüm, yine belim tutuldu. Ama hastalığın güzel yanı şu; kimse senden bir beklenti içine giremiyor :D Baya züğürt avuntusu uzmanı oldum, farkında mısınız?

Neyse geçen haftaki "listeli hayat" şokundan sonra, bünyem kendini salma ihtiyacı içinde. Listeye %95 oranında uydum ama çocuklar yeşil yeşil sümüklü bir hal alınca yüzmeye onlarsız gitmek farz oldu tabii. Biz de eşimle dahiyane bir fikirle, cumartesi akşamı bebek bakıcısına sümüklü çocuklarımızı yıkıp, havuza gitmeye karar verdik. Şahaneydi tabii.. Çünkü havuz sıcacık ve açıkhavada! Bir yandan haleli ay tepemizde, bir yandan etraf karlı buzlu, bir yandan sıcacık su ve buharlar ohhh. E belin tutulur tabii demeyin, aslında onun nedeni tamamen "gülle gibi oğlan" sahibi olmam. Oğlan baya ağır ama sadece 2 yaşında olduğu için hala kucak koyun boyun sevdalısı, kıyamıyorum alıyorum hop kucağa, küüüüt bel gidiyor bir ters hareketle.. Kasılıp kalıyorum.

Havuza geri dönelim biz.. Havuz şahaneydi. Fakat sauna olayına hala alışamadım. Sauna havuzun üst katında, kartla giriliyor ve içerde herkes çıplak! Şimdi bu Almanlar biraz enteresan bir millet, vücutlarıyla çok barışıklar. Herkes bir Heidi Klum değil ama herkeste bir Heidi Klumm bedensel özgüveni var. Enteresan. Ve aynı zamanda ilkokul, ortaokul dönemi çocuklar da varlar ve onlar da çıplaklar. Türkü çok bozan işler bunlar, hemen bağrışırız çocuk taciz sapık vs ama herkes mutlu ve asayiş berkemal. Tabii ben peştamallıyım bu hengamede :D Dikkat çekiyorum. Fakat ben utanan biriyimdir çıplaklıktan. Ama saunanın sıcağı da nasıl çekici. Bir noktadan sonra salmak durumunda kaldım (aslında ilk defa değil, ama her defa böyleyim, 10dk alışma dönemi). Saunada otururken popomuzun altına koyduğumuz havluyu çok estetik şekilde kıvırıp edep yerimi örttüm zekice ama sonra kadının teki içeri girip uyardı "lütfen havlular dışarda kalsın" diye, iyice dikkat çekmiş oldum. Ya neyse yani çıplaklık ve bedensel özgüvensizlik benim ciddi bir sorunum ama sanırım toplumca hepimiz aynı şekildeyiz.. Saunada bacak bacak üstüne atmış, elimi düşünen adam gibi alnıma koymuş üç önemli noktamı yine zekice kapatmış haldeyken bu toplumsal "depodaki yük"ü düşündüm durdum..

Bedenim, özellikle ırksal özelliklerim ve yaşım düşünülünce aslında ortalamanın üstünde bir güzellikte ama ben yine de kendisiyle barışık değilim. Bazen bakıyorum mesela memeleri yere varan yaşlı teyzeler ya da göbekleri apış aralarını örtme kabiliyetindeki dedeler var, gayet rahatlar. Ya da ergenler var heryerleri orantısız ama gelmişler ana babaları kardeşleri yanında üryan üryan gülüp sohbet etmekteler.. Cinsellik ile çıplaklık arasındaki aşırı katı halat gibi kalın bağ yok sanki Almanlarda.. Cinsellik için çıplaklık şart ama çıplaklık için cinsellik şart değil, çıplak olup yapılabilen başka işler, davranışlar, durumlar var bu insanlar için..

Neyse enteresan olan, tabii alışıyorsun 20dk sonra havlu falan anlamsız geliyor. Hatta dışarı çıkınca elbise giymenin anlamsızlığı üzerine sohbetlere falan giriyorsun. Don mesela, ne acaip bişey.. Keza sütyen.. Palto falan iyi tabii, eksili derecelerde. Bi an arapların bir bildiği var, örtün çık, kışın da üstüne bir panço at, mis falan diye düşünür hale geldim saunada.. 80 derecede nasıl dşünülüyorsa artık.. Neyse sauna güzel birşey. Bugün belim tutulmayaydı.. Nerde üşüttüm acaba?!

Bu hafta bedensel özgüven eksikliğim üzerine çalışacağım. İyi haftalar!
Share:
Devamı

Kahve: Geri Sayım, 2 Hafta- Tükürdüğünü Yalamak


Canlaaaar! (gündemden düşmüş ünlü instoş ağzıyla)

Galiba, sanırsam- depolar projemi çürütecek bir gelişmeyle karşınızdayım!

Bu projenin amacı 100 gün içerisinde uzun zamandır birikmiş 'yapsan iyi olur, yapmalısın, yapmak zorundasın' işlerimi toplayıp eritmekti. Ek olarak bitirebildiklerimin gönül rahatlığı, bitiremediklerimin de 'boşver gitsin' hafifliğiyle, yeni seneye tamamen özgür girebilmekti. Yeni seneye 2 hafta kala, bil bakalım ne oldu?

Evet bazılarınız tahmin etti bile! Yeni seneye girerken, kalbimde içimde beynimde yeni yeni listeler, maddeler çiçeklendi. Ve bir mutluluk sormayın gitsin! Sanki o listesizlik aforizmaları osuran ben değildim, sanki özgürlük nağralarını hiç atmadım ve 2019'da bir tanecik bile görevim olmasın diye kolları sıvamadım!

Sanki aşka tövbe etmiş de, sonra dayanamayıp yeni flört bulmuş biri gibiyim! Yaptığım listeler çok tatlı ama blogcuğum! Yeni taze gelen ürünler, birbirinden güzel. Ve çok anlamlı.

Kızmazsan, ben buradaki depolarımla son hesapları kapatıp, yeni gıcır gıcır listelerime geçeceğim 2019'da.

Bu kez taze bitsin istiyorum tabi ki ürünler. Hiç stokta birikmesin. Günü gününe, anı çoğaltsın zenginleştirsin.

Bir sonraki yazım son 2 haftamda yaptıklarımı konu alacak. Sevgiler.



Share:
Devamı

Kahve: Geri Sayım, 20 Gün (Arkadaşlar İyidir)



İlginç bir şey daha giriverdi son günlerde depoma. O da olumsuz düşünce kalıplarımla ilgili maddenin alt başlığı sayılabilir.

Korkusuzca sosyalleşmek.

Öhm. Şöyle, ben sosyalleşmek için tüm şartların mükemmel olmasını bekleyen biriyim
 son 5 senedir. Yani oğlum hayatımıza girdiğinden beri. Son günlerde zinciri kırdım blog. Cesaret ettim ve insanlara tekliflerde bulunmaya başladım.

Geçen hafta 2 ayrı akşam yemekli misafir ağırladım (ev dört dörtlük temiz değildi üstelik)Yemekli ağırlama diyince gözümde hiç büyütmedim ve basit, zevkli şeyler hazırladım. Bu hafta da bir tane yemekli misafirim olacak. Çocuklar oynayacak, biz bir şeyler içerek sohbet edeceğiz. Sonra ev korkunç dağılacak ama nedense bu bana hiç batmayacak!

Bunun dışında bir de hiç yapmadığım, bir fantezi gibi olan o şeyi yaptım. Doğu'nun sınıfından bir arkadaşını + ailesini bize HAFTA SONU davet ettim. Hafta sonu kısmı mühim, çünkü hiçbir zaman birilerinin cumartesi planı olmak istemedim. Ya da kimseye cumartesimi vermek istemedim. Çünkü rahat olmak, salaş olmak, hazırlık yapmamak, kasmamak gibi türlü türlü fani nedenler. Resmen camışlık, davarlık diyorum şu an bu tavrıma. Çocuklar oynadı, biz de yaşıtım/ hoş sohbet yeni arkadaşımla inanılmaz bir 3 saat yaşadık. Çünkü aşırı ortak konu başlıkları. Atıştırmalık ne vericem kısmını kafaya takıyordum; basit bir kurabiye yaptım, simit-peynir, meyveler koydum sehpaya. Herkes kendi tabağını hazırladı. Yanına da çay. Çocuklara havuç suyu. Bitti gitti. Cebimde çok tatlı bir hatıra kaldı.

Bir de benim için gerçekten zor başka bir şey daha yaptım. Birine çok hassas bir konuda telefon açtım. Normalde sadece mesaj bırakırdım. Ama bu kez aramak istedim. Ve gerçekten de nispeten organik olan bu iletişim şekli, kesinlikle söz konusu hassas mevzuda karşı tarafa iyi geldi. İletişimimiz gerçekti.

Ve bugün, yine Doğu'nun bir arkadaşının EVİNE geçmiş olsun ziyaretine gideceğiz. Doğu'nun okuldan arkadaşı basit bir operasyon geçirdi. Ona minik bir hediye alıp gitme fikri, kulağa hoş geliyor evet ama ben bunu yapabilecek biri değildim blog. Çekinmek var, yol yordam bilmemek var, hele ki ev ortamı yani, rahatsız eder miyim düşüncesi var. Zincirleri kırmak derken, hiç abartmıyorum, bu benim senaryomda kırılma noktam. 

Ha son olarak, bu hafta bir de organizasyon planladım ben. Grup olarak planlanan bir etkinlikle ilgili çözümsüz kaldığımız bir noktada, ben adımlar atıp işi bağladım. Herkes emeklerim için teşekkür etti ayrı ayrı. Aslında emek de vermedim pek ama tamamen üstlendim, sorumluluk aldım. Bunlar son 5 senedir, kendimde görmeyi unuttuğum tarz hareketler. Alkışlar bana.

Kaplumbağa gibi saklanarak yaşamışım. Kapatmışım kendimi, neden bilmiyorum. Belki ileride nedenlerini anlarım. Çünkü ben minicik çocukluğumdan, iri yetişkinliğime (doğuma kadar) olan episode'larda hep sosyal, kalabalık çevresi olan ve rahat biriydim. Sonra ne oldu? Evime, her şey kusursuz olmadan insan çağırmayan veya bizde her şey yolunda olmadan kimseyle görüşmeyen biri ne zaman oldum?

Yeni sene için kendime bir hediye paketi daha vermiş sayıyorum kendimi. Üzerimdeki tozu atıp, içimdeki özgün kadını yeniden bulma zamanı!

Not: Sanmayın ki depomla ilgili tüm çalışmalar senkronize biçimde iyi gidiyor. Bazen biri öne çıkıyor, gündem oluyor. Diğerleri standart bir seviyede kalıyor. 


Share:
Devamı

Öğrenen Anne %80

Hafta iyi ama haftasonu zehir gibi geçti, boşverin, bloğumda anlatırım bugün yarın. Önemli olan; %80'e ulaşmamız oldu aslında. Bu haftaki tek hedefim Almanca'yı rayına oturtmak. Geçen haftasonu aldığım kararla, Almanca'ya gün içinde ayırdığım 2 saati, gece çocukları yatırdıktan sonraki 1 saate azaltarak çekmeye karar verdim. Bu sayede kocamın "eleştirel, mavi, kuralcı Alman gözleri" de üstümde olacağı için, sanırım Almanca çalışmak zorunda kalacağım. Artık bu da işe yaramazsa Almanca'dan topyekün vazgeçmeyi ve onun yerine İspanyolca öğrenerek herkesi delirtmeyi düşünyorum. İspanyolca benim karakterime (ve saçlarıma) daha uygun bir dil çünkü :P

Bu haftaya dair başka bir hedefim yok, yeterince dolu geçecek gibi, bakınız, dün gece plan yaptım yine kendime (oruç tutma davranışı gibi, ben de bilişsel düzeyimi şaşırtıyorum radikal bir "plan programın dibine vurma" atağı ile).
İtiraf edeyim son seferki planlı yaşam atağından tuhaf bir haz aldım :D Galiba ben buyum yahu, plansız ve ajandasız yapamayan bi tip.. Çocukluğumdan beri seviyorum, belki de içimde bir yatılı askeri okul fantazisi yatıyor, bilinmez..

Haftasonumu "overthinking" (gereğinden fazla düşünme, kafaya takma) ile zehir etmemin şerefine bu haftayı ayrıca sürpriz bir ek ödeve ayırıyorum: "The art of not giving a shit" (zikime takmamayı öğrenme sanatı) çalışılacak.. Yani; gerçekten önemsiz nedenlerle sinirlendiğim ve bunu ileri bir boyuta taşıyarak etrafımı da sinir ettiğim bir haftasonundan sonra.. bu sabah itibarıyle daha zen, kabul edici ve bağışlayıcı bir hafta hedefliyorum. Bu konuda bir günlük tutacağım; bakalım günün hangi vakti neye delirmenin eşiğine gelmiş ve kendimi rahatlatmayı ve "zikime takmamayı" başarabildiysem de, nasıl başarmışım. Görüciyz.

Zorlu geçecek bu hafta.. Ödülü ne olsun? Düşünelim bakalım.. (Not. Büyüyememiş her çocuk-yetişkin gibi ben de tabii ödülsüz ve cezasız yaşayamıyorum demek ki..)
Share:
Devamı

Kahve: Geri Sayım, 26 Gün.

Son yazdığımdan beri, toparladım yeniden kaportayı. Bir kere regl bitti, üzerimizden kara bulutlar geçip, yerini dingin güneşli bir gökyüzüne bıraktı.

Bir de son yazıma gelen yorumlar (Gece, Joe, Öğrenen Anne) için çok teşekkür ederim. Gündemime kafa yormakla kalmıyor, bir de olumlu yönlendirmeler yapılıyor. Ne şanslıyım. Biz o gün toplantıyı yaptık, bana bir rota belirledik. Şimdi o rota gereğince, ne zamandır yapmak istediğim teknik bir eklentiyi yapmaktayım, işsel performansıma. O sayede de yeni avlara çıkacağım (LinkedIn kesinlikle iyi fikirdi GeCe) Şu an keyifli bir süreçten geçiyorum anlayacağın.

Bunun dışında, depolarla ilgili çalışmalarım sanki çaba halini geçti, alışma evresine girdi. Kaptıklarımı kaptım, kapamadıklarım başka bir evrene doğru yüzüyor sanki boşlukta. Düzenli şekilde hareket, bedenimin teşekkürünü duyduğum bir beslenme şekli, İngilizce okumalardan öcü gibi korkmamak- hayatımın içerisinde var etmek, işsel planlarımı yavaştan gerçekleştirmek. Yeni seneyi bu haliyle bile karşılamak, bende mutlu olma sebebi. Bu kadarlık bir depo boşaltımı bile nefes aldırdı bana. Ne nefes aldırması, kendime 'yeni bir ben' lazımdı, o gelmiş gibi oldu. Ve bunu hissetmek hiç zor bir şey değilmiş. Bir sürü alışverişe - bakımlara, kökten / büyük ve sürprizli bir olayın olmasını beklemeye gerek olmaksızın, kendiliğinden sadelikle olabilen bir şeymiş. Hayatın içinde birkaç basit düzeltme.

Neyse yine de kalan son günlerde, kaşınmaya devam. Daha 2018'i elden çıkarmadan satmak istediğim birkaç tane daha ürünüm var. Mesela ev ve dijital işlerde depo eritme var... Bir de diş şeysim var. Doğu ile ilgili bir şeyler var. Bayadır ertelenen küçük ürünler olarak, bekleyenler.

Fakat yılın bu vakitleri ne keyifli değil mi? İnsanda yeni fikirler, umutlar, planlar, heyecanlar oluşuyor. Bir senenin bitişi, çok anlam taşıyor. Hepimizin yeni bir sayfa açmaya hevesimizin olması ne hoş, ne çocuk coşkusu!

İster henüz depondakilerle yüzleşmemiş ol, ister hepsini temizlemiş ol. Yeni sene herkese iyi gelecek. Çünkü yeni!

hooop

Share:
Devamı

Öğrenen Anne %71

Ve Aralık geliiiiiir. Depolarla yüzleşmek için son ay; 39 gün sonra yeni bir sene başlıyor ve umarım hepimiz depolarımızı elimizden geldiğince düzenlemiş, bize yük veren alışkanlıklarımızdan kurtulmuş ve bizi yücelten alışkanlıklara kavuşmuş olarak gireriz bu yeni seneye..

Ben bu haftayı fena geçirmedim. Sanırım 4 kollu terazim yine dengedeydi. Fiziksel anlamda güzel geçti, hedeflerime ulaştım. Psikolojik anlamda bazı geceler hafif kalp çarpıntısı yaşasam da bir defa gecenin 3'ünde 45dk CALM'ı dinleyerek "uykuya geri dönebilme meditasyonu" yaptım, baya da "bazı düşünceler için gece karanlığı iyi bir fikir değil, bunu tekrar gündüz aydınlığında ele alacağım" diye kendimi telkin ettim veeee en önemlisi de kafeini tamamen kestim. Bir çoğumuz gibi ben de PMS dönemindeyim (birlikte takılan yakın kız arkadaşların dönemleri hep çakışır ama biz sanki "fiziksel olarak beraber olmasak, bilişsel olarak bir arada olsak yine bu teori çalışıyor" u kanıtlıyoruz galiba kızlar?!?) ve bu dönem beni de zorluyor.. Özellikle endişe bombaları ve çok hızlı sinirlenme problemi yaşıyorum, bir de uykusuzluk eklenince tahammül eşiğim de düşüyor ve gerçekten sinirimi kontrol etmekte diğer zamanlara oranla zorlanıyorum. Yine zorlandım ama spor, sosyal yaşamda hareketlilik ve kafeinsizlik buna iyi geldi.. Hissettim.

İkinci kol olan sosyal alanda gerçekten iyi bir hafta geçirdim ve iki meslekdaşımla buluşup kariyer adına gerçekten çok önemli adımlar attım! İşe tahminimden daha erken dönebilirim, tahminim yaza doğru somut adımlar atmak ama sanırım bu adımları bahara çekeceğim. Heyecanlıyım ve motivasyonum yüksek ama şimdilik çocuklar nedeniyle zaman ve enerjim yok. Gün içinde kendi başıma kaldığım zaman sadece 2,5 saat. Yaza doğru oğlanın daha uzun süre kreşe gitmesi ile bu süre artacak ve ben hayal kurma aşamasından somut adım atma aşamasına geçeceğim diye umuyorum. Kahve'nin son yazısında da bahsettiği "hayalden somut adımlara geçebilme yetisi" şu an bende de yok ama Kahve'ye de yazdığım gibi ben buna olumlu bakıyorum çünkü "hayal kurabilmek" aslında beynin somut adımları içten içe atması, problem çözme yetisini geliştirmesi demek ve kesinlikle çok önemli bir aşama. Hızlandırmama taraftarıyım çünkü bu aşamada bazen somut adımda deneme yanılma ile öğrenilecek bir çok şeyi fark etmeden daha kolay öğrenebiliyor insan.

Üçüncü kol olan psikolojik kolda da yine haftayı iyi kapattım. Çok fazla düşünsel egzersiz yaptığım ve yaşamımın anlamını sorgularken kendimi "dövmediğim" aksine olumlu düşünce egzersizleri ile kendime "iyi davrandığım" ve motivasyon verebildiğim bir haftaydı. Fakat bunun da yine sosyal kolla ilişkili olduğunu gördüm (ne de olsa terazi, hepsi birbirine bağlı). Yani meslekdaşlarımdan gelen motivasyon ve övgüler, kendimi daha dengeli görmemi sağladı çünkü "alçak gönüllülük" bende biraz aşırıya kaçıp "kendini hırpalama"ya varabiliyor..

Son kol olan bilişsel kolda ise zorlanıyorum. Almanca çalışmaya başladım ama farklı bir teknikle. Podcast dinlediğim 1 saati ve anaokulu ve kreş anneleri ile sohbetleri saymazsak, günde 15dk anca oturabildim gramer başına. Fakat taktik değiştirerek, bu günden itibaren Almanca çalışma zamanımı eşimle olan özel zamanın bir kısmına çekmeye karar verdim. Çünkü tek başımayken kıvırabiliyorum ama onun gözü üstümdeyken (o da yanımda kendi özel zamanını geçirecek) kıvıramayacağım ve 1 saat çalışacağım diye umuyorum. Özel zamanımız çocuklar uyuduktan (8.30) sonra 2 buçuk saat civarı oluyor, bunun 1 saatini Almanca'ya ayırma kararı bakalım ilişkimize zarar verecek mi? Bu hafta ya da en geç 2 hafta içinde anlarız. Deneme yanılma..

Kısaca; depolarımda çoğu şey rayına girdi, bunun için kendimi kutluyorum ama bi bu Almanca hala inatla zorluyor, bu son ayımı onu hizaya sokmaya çalışmaya ayıracağım, dur bakalım ne olacak..

Ya bu arada çokça yazan arkadaşlara ne oldu yahu? Mesela güzel sorular soran bir Burcu vardı, ya diğerlerimiz ne alemde? Joe, Kahve ve Gece'yi takip ediyoruz ama ya geri kalan yazarlarımız? Görseli onlara özel ekliyorum!
Share:
Devamı